hollanda sokaklarındaki minibieb ve paylaşım kültürü

utrecht'in kanallardan uzak, daha yerel mahallelerine, mesela zuilen taraflarına ilk taşındığımda dikkatimi çeken en naif şey evlerin önündeki o minik ahşap dolaplar olmuştu. başta sadece birkaç kitap var sanıyordum ama işin rengi çok başkaymış. bu olay tam bir çılgınlığı. insanlar bildiğin evlerinin önüne, bazen gamma'dan aldıkları iki tahtayla bazen de eski bir mutfak dolabını boyayarak harika kütüphaneler kuruyorlar. mantık çok basit: beğendiğin kitabı alıyorsun, yerine başka bir tane bırakıyorsun ya da okuyup geri getiriyorsun. ama olay sadece kitapla da sınırlı değil. geçen hafta yürüyüş yaparken bir evin önünde gördüm. resmen saksı saksı sukulentleri, çoğalttıkları bitkileri "ihtiyacı olan alsın" diye koymuşlar. yanına da küçük bir not: "güneşi sever, haftada bir sula". insanın içi ısınıyor gerçekten. türkiye'de büyümüş biri olarak ilk başta "bunları çalmazlar mı acaba" ya da "dolabı komple götürürler mi" diye düşünmedim değil, yalan yok. ama yıllardır buradayım, bir kere bile o dolapların yağmalandığını veya içine çöp atıldığını görmedim. aksine, bazen içine çocuklar için boyama kitapları, bazen de fazladan alınmış indirim kuponları falan bırakılıyor. bu (bkz: ) ile birleşince mahalle aidiyeti bambaşka bir seviyeye çıkıyor. hiç tanımadığın bir komşunun okuduğu romandan satırlar senin eline geçiyor. o güven ortamı, "başkası da faydalansın" düşüncesi beni buraya bağlayan en temel şeylerden biri oldu sanırım. her sabah işe giderken o kutulara bakıp acaba yeni ne gelmiş diye düşünmek bile küçük bir mutluluk sebebi.
umut asisi12 Eki 2026 16:31