ingiltere'de sosyal hayatın ve arkadaşlıkların kısırlığı

ingiltere'ye geleli beş yılı geçti ama bazen öyle bir an geliyor ki, londra'nın en kalabalık yerinde bile insanın boğazı düğümleniyor. buradaki sosyal hayatın o aşırı kibar ama bir o kadar da mesafeli hali bazen çekilir dert değil. hani yolda karşılaştığın iş arkadaşın "how are you?" der ya, aslında cevabını merak etmiyordur, sadece merhaba demenin bir yoludur o. ben de başta saf saf anlatmaya çalışıyordum derdimi, sonra baktım herkes "good, thanks" deyip geçiyor. türkiye'deki o çat kapı komşu ziyaretlerini, bir telefonla toplanıp sabaha kadar süren o derin sohbetleri çok özlüyorum. burada her şey ajandaya bağlı. bir kahve içmek için üç hafta önceden randevulaşmak gerekiyor resmen. pub ortamları başta çok eğlenceli gelmişti, eşliğinde geyik yapmak güzel ama o masadan kalktığın an sanki her şey orada kalıyor. o samimiyet gerçek bir bağa dönüşmüyor kolay kolay. bazen (bkz: ) falan deniyor ama o da bir yere kadar. geçen gün canım inanılmaz bir ev yemeği çekti, şöyle annemin yaptığı türden bir şey. dışarıdaki restoranlar ne kadar lüks olursa olsun o tadı vermiyor. insanın içindeki o hissi bazen mutfaktaki bir kokudan, bazen de dışarıdaki o gri bulutlardan tetikleniyor. sosyal hayatın bu kadar planlı ve mesafeli olması insanı yalnızlaştırıyor. siz de benim gibi bazen sadece birinin hadi gel bir çay içelim demesine hasret kalıyor musunuz? yoksa ben mi hâlâ buranın kültürüne tam uyum sağlayamadım?
nihan kedisi20 Eyl 2026 18:38