hollanda'daki buurtkastje kültürü ve mahalle dayanışması
geçen kış utrecht'in o meşhur rüzgarlı günlerinden birinde, mahallemizdeki tarafında dolanırken bir evin bahçe duvarına monte edilmiş minik, camlı bir dolap gördüm. üzerinde rengarenk harflerle yazıyordu. içine yakından baktığımda makarnalar, konserveler, bebek bezleri, hatta bazen evde fazla kalmış ama son kullanma tarihi geçmemiş çikolatalar falan vardı. başta 'herhalde birisi siparişini dışarıda unuttu' diye düşündüm ama sonra işin aslı çıktı ortaya. meğer bu bizim buralarda çok yaygın bir mahalle dayanışmasıymış. ihtiyacı olan gelip ücretsiz alıyor, durumu olan da mutfaktaki fazlasını oraya bırakıyor. en güzeli de bunu yaparken kimse kimseyi görmüyor, kimse kimseyi yargılamıyor. (bkz: ) mantığının gıda versiyonu diyebilirim. mesela geçen gün dolabı düzenlerken elimde fazladan kalan iki paket organik pirinç vardı, götürüp bıraktım. beş dakika sonra mutfak penceresinden baktığımda bisikletiyle geçen bir öğrencinin yüzündeki o minik gülümsemeyle pirinci alıp çantasına attığını görmek insana 'iyi ki buradayım' dedirtiyor. türkiye'deki askıda ekmek mantığının daha modernize edilmiş ve mahallelinin doğrudan sahiplendiği bir versiyonu gibi. sadece gıda da değil; bazen içine deterjan, diş fırçası, hatta çocuklar için boyama kitapları falan da koyuyorlar. sistem tamamen güven üzerine kurulu ve asla suistimal edildiğini görmedim. gibi büyük organizasyonlar dışında, böyle mikro düzeydeki yardımlaşmalar insanı şehre ve mahalleye gerçekten bağlıyor. özellikle döneminde faturalar şiştiğinde bu dolapların ne kadar dolup taştığını görünce duygulanmamak elde değildi. buradaki sosyal devlet yapısının yanında, insanların bireysel olarak komşusunu düşünmesi ve bunu sessiz sedasız yapması çok klas bir hareket.
ruhu hazinses13 Eki 2026 22:52