almanya'da zu verschenken kutuları

geçen pazar sabahı berlin'de neukölln taraflarında fırından taze brotchen alıp eve dönerken yine bir apartman kapısının önünde o meşhur kutularından birine denk geldim. türkiye'den ilk geldiğim zamanlar "bu ne ya, çöp mü bırakmışlar kapıya?" diye düşündürten ama içine bakınca insanın ufkunu açan bir olay bu. kutunun içine biri tertemiz bir philips tost makinesi koymuş, yanına da bir yığın almanca ve ingilizce polisiye roman dizmiş. üzerine de küçük bir not iliştirmişler: "ich suche ein neues zuhause" yani yeni bir ev arıyorum. bu olay benim almanya'da yaşamaya başladığımdan beri gördüğüm en medeni ve kalbi ısıtan toplumsal detaylardan biri oldu. eşyanın bir ruhu olduğunu ve ihtiyacı bitenin onu doğrudan çöpe atmak yerine başkasına paslamasının ne kadar kıymetli olduğunu her seferinde hatırlatıyor. geçen sene schoneberg tarafındaki evimden taşınırken ben de birkaç parça mutfak eşyasını ve okuduğum kitapları böyle kutulayıp bizim sokağa bırakmıştım. yarım saat geçmeden pencereden baktığımda kutunun yarısı boşalmıştı bile. bir öğrencinin ya da mahalleye yeni taşınan birinin o eşyayı sevinçle alıp götürdüğünü bilmek, o meşhur (bkz: ) hissini dibine kadar yaşatıyor insana. bazen kutulardan öyle şeyler çıkıyor ki şaşırıp kalıyorsunuz; bir keresinde hiç kullanılmamış marka tencere seti görmüştüm, bir başkasında ise sapa sağlam çalışan bir vintage pikap. kimse kimseyi yargılamıyor, ihtiyacı olan sessizce alıp gidiyor. bu sürdürülebilirlik kafası ve sessiz dayanışma kültürü, almanya'nın o bazen gri ve soğuk gelen bürokratik yüzünün ardındaki naifliği temsil ediyor sanki. buralara alışmamı sağlayan en güzel sürprizlerden biriydi benim için.
hesap sormali11 Eyl 2026 21:01