hollanda'da iş mülakatlarında cultural fit takıntısı
hollanda'da iş ararken fark ettiğim en çarpıcı şey, teknik yeteneğinizden ziyade o ofis ortamına ne kadar uyum sağlayacağınızla, yani meselesiyle kafayı bozmuş olmaları. türkiye'deki o asık suratlı, hiyerarşik mülakatlardan sonra amsterdam'da girdiğim ilk görüşmede yarım saat boyunca sadece hobilerimden ve hafta sonu hangi rotada bisiklet sürdüğümden bahsetmek beni epey şaşırtmıştı. adamlar resmen 'bu kişiyle cuma günü mesai bitiminde oturup bir şeyler içebilir miyim?' sorusunun cevabını arıyor.
bir de şu meşhur olayı var ki iş mülakatında insanı bazen terletiyor. bizde nezaketen dolandırılan cümleler burada pek sökmüyor; ne biliyorsan veya ne istiyorsan çat diye söylemen bekleniyor. çok mütevazı takılırsan 'bu adam kendine güvenmiyor' diye eliyorlar, çok iddialı konuşursan da 'ekibe uyum sağlamaz' diyorlar. o ince dengeyi kurmak cidden bir sanat. bir de çoğu büyük şirket üzerinden çalıştığı için linkedin'de headhunterlarla iyi geçinmek şart. işi bir şekilde kaptıktan sonra her şey güllük gülistanlık sanmayın, asıl mesele ofis içindeki o yatay hiyerarşide kendine yer edinmek. genel müdürle aynı masada oturup öğle yemeğinde kendi hazırladığın sandviçi yerken ona işle ilgili eleştiri getirebilmek buradaki kariyerin olmazsa olmazı. tabii işi bulmakla da bitmiyor, asıl macera sonrasında başlıyor. örneğin (bkz: ) başlığına bakarsanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. kendi tecrübemden gördüğüm kadarıyla, burası sadece diplomanıza değil, karakterinizin esnekliğine de yatırım yapan bir yer.
kubilay asisi11 Eki 2026 12:27