ingiltere'deki charity shop kültürü

ingiltere'ye ilk taşındığımda her şeyin ateş pahası olması ve o meşhur (bkz: ) durumu beni başta biraz germişti. sonra bir gün bristol taraflarında sokak aralarında dolaşırken o mis gibi dünyasına daldım. türkiye'deki ikinci elcilerden veya eskicilerden çok farklı bir kafa bu. oxfam, british heart foundation veya cancer research uk gibi dükkanlar sadece ucuz alışveriş noktası değil, resmen mahallenin sosyal kalbiymiş. ilk girdiğimde o kadar temiz, düzenli ve kategorize edilmiş bir ortam beklemiyordum. burada insanlar artık kullanmadıkları sapasağlam eşyaları, markalı kıyafetleri veya antika sayılabilecek porselenleri bağışlıyor. dükkanlarda genelde mahallenin o tonton emekli teyzeleri ve amcaları gönüllü çalışıyor. bir keresinde clifton civarında 5 pound'a hiç kullanılmamış bir barbour ceket bulduğumda gözlerime inanamamıştım. ama olay sadece ucuza bir şeyler kapatmak değil; o dükkana girdiğinde seni karşılayan 'how are you darling?' selamı, kasadaki teyzenin o günkü yağmurlu hava üzerine yaptığı küçük şaka insanı gerçekten buralıymış gibi hissettiriyor. kazanılan her kuruşun bir amaca hizmet etmesi, kanser araştırmalarına veya evsizlere gitmesi de insana harcama yaparken tuhaf bir iç huzuru veriyor. . bu sistem sayesinde hem korkunç bir tüketim çılgınlığının önüne geçiliyor hem de o meşhur ingiliz soğukluğu, mahalle dayanışmasıyla kırılıyor. kapitalizmin göbeğinde bu kadar tıkır tıkır işleyen, insancıl ve sürdürülebilir bir sosyal yapı bulmak benim için buradaki en güzel sürprizlerden biri oldu.
feride sairi26 Eki 2026 07:24