abd'de sosyal hayatın suniliği ve bitmeyen gurbet hissi
buraya geleli kaç sene oldu hala akşam saat sekizden sonra gelen o garip boşluk hissini atamadım üzerimden. dallas'ın kuzeyinde bir banliyöde yaşıyorum, her yer devasa otoyollar ve birbirinin kopyası dolu. işten çıkıp eve gelirken trader joe's'a uğruyorum, kasadaki çocukla o meşhur faslını yapıyoruz ama hepsi o kadar. 'how are you?' diyor ama cevabını gerçekten merak etmediğini, sadece iş tanımının bir parçası olduğunu ikimiz de biliyoruz. türkiye'de olsa mahalle bakkalıyla iki lafın belini kırarsın, bir çay ikram edilir ya da yolda yürürken mutlaka birine denk gelirsin. burada her şey randevulu, her şey aşırı planlı. bir arkadaşınla kahve içeceksen iki hafta önceden atman gerekiyor resmen, o spontanelik tamamen ölmüş durumda. bazen gece yarısı canın bir şeyler çekiyor ya da sadece biraz insan görmek istiyorsun ama etraf zifiri karanlık, her yer çoktan kapanmış. (bkz: ) başlığında anlatılanlar burası için de fazlasıyla geçerli. insan bazen o devasa walmart otoparklarında ya da tertemiz ama ruhsuz target koridorlarında dolaşırken neden buradayım diye sorguluyor. maddi olarak her şeye ulaşıyorsun, amazon'dan istediğin her şey ertesi gün kapında ama o samimiyet açlığı hiç bitmiyor. pazar akşamları bastıran o hüzünle nasıl başa çıkıyorsunuz merak ediyorum, ben bazen sadece arabada oturup boş boş yola bakarken buluyorum kendimi.
nova ghost11 Eki 2026 07:25