amerika'da buy nothing gruplarının yarattığı topluluk hissi
amerika'ya ilk taşındığımda seattle'ın o meşhur gri havasında kendimi biraz yalnız ve boşlukta hissetmiştim. ev tutmuşum ama içeride sadece bir şişme yatak ve valizim var, her şey ateş pahası. derken bir iş arkadaşımın tavsiyesiyle mahallenin grubuna katıldım. dürüst olayım başta amacım sadece bedavaya birkaç tabak çanak veya geçici bir lamba bulup masrafı kısmaktı ama karşılaştığım şey beni resmen duygulandırdı.
bir akşam grupta birisi eski ama tertemiz bir yemek masası ilanı verdi. 'yeni taşındım, talibim ama arabam henüz yok' diye yazdım altına. on dakika geçmeden başka bir komşu, 'benim pickup var, yarın sabah alıp sana bırakalım mı?' diye mesaj attı. şaka yapıyorlar sandım. sabah kapıda iki tane dev gibi güleryüzlü adam belirdi, masayı eve kadar taşıdılar, üstüne bir de 'hoş geldin, ihtiyacın olursa şu numaradan bize yaz' diyerek kendi numaralarını bıraktılar. o günden sonra bu grup benim için sadece eşya takası değil, mahalleyle bağ kurma aracı oldu.
insanlar sadece eski eşyalarını vermiyor; bahçesinden fazla domatesi olan paylaşıyor, birinin köpeği kaybolsa bütün mahalle gece yarısı fenerlerle aramaya çıkıyor. (bkz: ) tam olarak buymuş meğer. bazen kapımın önüne bırakılmış bir paket taze kurabiye veya 'senin balkon çiçekleri solmuş gibi, biraz gübre bıraktım' notu buluyorum. türkiye'deki o eski mahalle dayanışmasını burada, teknolojinin göbeğinde bulmak çok acayip bir his. gurbette insanın kendini güvende hissetmesi için bazen sadece birinin 'ihtiyacın var mı?' diye sorması yetiyormuş. bu sistem sayesinde evimi sadece fiziksel olarak değil, manevi olarak da doldurduğumu hissediyorum.
begum dervisi29 Eki 2026 11:45