kanada'da gurbet hasreti ve sosyal hayat

burada dördüncü kışımı bitirirken içimdeki o boşluk hissini ancak şimdi tam anlamıyla tanımlayabiliyorum. kanada'da yaşamak, özellikle de toronto'nun o bitmek bilmeyen gri kış aylarında, bazen insanı camdan bir fanusun içine hapsedilmiş gibi hissettiriyor. sokaktaki insanlar inanılmaz nazik, kapıyı tutarlar, sürekli 'sorry' derler ama o nezaket duvarını aşıp da birinin evine çat kapı kahveye gitmek, ya da dertleşecek samimi bir ortam kurmak imkansıza yakın. çoğu zaman kendimi mississauga taraflarında bir tim hortons'ta oturmuş, sırf insan sesi duymak için etrafı izlerken buluyorum. iş yerinde her şey profesyonel, seviyesinde kalıyor; herkes hafta sonu ne yaptığını soruyor ama kimse gerçekten dinlemiyor gibi. türkiye'deki o gürültülü, kaotik ama sıcak akşam sofralarını, mahalle bakkalıyla yapılan o havadan sudan ama samimi muhabbeti özlememek elde değil. bazen (bkz: ) mevzusunu halletmenin yetmediğini, asıl meselenin o 'ait olma' hissini inşa etmek olduğunu anlıyorsunuz. . sizde durumlar nasıl? bu sosyal izolasyonla başa çıkmak için özel bir yönteminiz var mı yoksa zamanla bu hisse alışılıyor mu, merak ediyorum. kendi adıma hala o eski samimiyetin peşindeyim.
umut bulamadim4 Eki 2026 07:06