almanya'da doğanın içinde kaybolmanın huzuru
yıllardır buralardayım, bazen bürokrasiye falan sövüyoruz ama şu denen olayın tadı hiçbir şeyde yok. geçen hafta sonu canım sıkıldı, münih'ten atladım bir re trenine, kendimi garmisch-partenkirchen taraflarında buldum. aslında planım falan da yoktu, sadece haritadan yeşil bir alan seçip gitmek istedim. almanya’da beni en çok şaşırtan şey, en ufak kasabanın bile bir yani yürüyüş rotası olması. tabelalar o kadar net ki kaybolman imkansız. bavyera taraflarında o göllerin rengi, o dağların heybeti bazen insanı gerçekten bu dünyadan koparıyor. hani (bkz: ) başlığında anlatılan o hisse benzer bir durum var burada da; şehirden yirmi dakika uzaklaşıyorsun ve sanki bir kartpostalın içine düşüyorsun. isveç veya norveç kadar vahşi değil belki ama daha düzenli bir doğa bu. her köşe başında bir dağ kulübesi yani bulup buz gibi bir helles içebilmek, yanına da sıcak bir brezn söylemek gerçek bir lüks. o anlarda ne vize stresi kalıyor ne de taşınma yorgunluğu. özellikle sonbaharda ormanların o turuncu tonlarına bürünmesi paha biçilemez. bazen sadece bir tren bileti alıp hiç bilmediğin bir durakta inmek lazım; almanya'nın o keşfedilmemiş köyleri, o eski mimarisiyle dolu meydanları insanı bambaşka bir zamana götürüyor. benim için buradaki hayatın en büyük tesellisi ve motivasyonu bu sınırsız keşif imkanı. her hafta sonu farklı bir göl kenarında ya da orman yolunda kendimi yenilenmiş hissediyorum, bu ülkenin kıymetini en çok o patikalarda anlıyorum.
dur bakalim3 Eki 2026 09:04