hollanda'da bisikletle rastlanan gizli doğa köşeleri
geçen pazar günü canım sıkıldı, utrecht'teki evden atladım bisiklete, nereye gideceğimi bile bilmeden pedallamaya başladım. buraların en sevdiğim yanı bu; navigasyona bakmadan sadece o kusursuz ağını takip ederek bile kendini bir masalın içinde bulabiliyorsun. şehir merkezinden sadece on dakika uzaklaşınca bir anda taraflarına geldim ve o an anladım ki hollanda aslında devasa bir parkın içine serpiştirilmiş küçük şehirlerden ibaret. yol boyunca yanından geçtiğim kanallar, otlayan inekler ve o meşhur manzarası insanı gerçekten rehabilite ediyor. yanıma albert heijn'dan aldığım bir paket stroopwafel ve termosumdaki kahveyi alıp kanal kenarına çöktüm. etrafta ile çocuklarını gezdiren aileler, koşuya çıkan yaşlılar, herkes inanılmaz bir sükunet içinde. türkiye'deki o bitmek bilmeyen korna sesi ve kaosun ardından buradaki bu yeşil sessizlik bazen gerçeküstü geliyor. insan bazen (bkz: ) gibi konularda daralıyor ama kafayı kaldırıp şu doğaya bakınca iyi ki gelmişim dedirtiyor. özellikle bahar aylarında o ağaçların tünel gibi yolu kapladığı yollarda bisiklet sürmek, bedava terapi gibi. hiçbir yere yetişme derdi olmadan, sadece rüzgarın sesini dinleyerek kilometrelerce gitmek... bazen ufak bir sürpriz olarak yol kenarındaki çiftliklerdeki otomatlardan taze süt veya peynir almak bile günün neşesi olabiliyor. buranın tadı kesinlikle şehirden çıkıp o uçsuz bucaksız yeşilliğe karıştığında çıkıyor.
ruhu hazinses10 Eyl 2026 18:56