kanada'da komşuluk ve potluck samimiyeti
toronto'ya ilk taşındığımda her şey çok steril ve mesafeli gelmişti. sanki herkes kendi fanusunda yaşıyor, o meşhur tavır sadece yüzeyde kalıyor sanıyordum. ta ki bizim mahalledeki panosunda gördüğüm o davete gidene kadar. bizim buradaki (bkz: ) sayesinde tanıştığım bir emekli öğretmen beni kendi sokağındaki etkinliğine davet etti. elimde alelacele yaptığım bir tepsi börekle gittim, ne yalan söyleyeyim kimse yüzüme bakmaz diye düşünüyordum. olay hiç öyle çıkmadı. sokağın girişine masalar kurulmuş, herkes evinden bir şeyler getirmiş; kimi kendi yaptığı ile gelmiş, kimi koca bir tencere çorba taşımış. yan masada oturan brian ile tam iki saat boyunca eski plaklardan ve vancouver'daki saçma emlak fiyatlarından konuştuk. insanların o samimiyeti, gel bir de bizim bahçedeki domateslerden tat demeleri bana türkiye'deki eski mahalle kültürünü hatırlattı. hani o soğuk kanadalı imajı var ya, o aslında sadece kışın -30 derecede rüzgar yüzüne çarparken geçerliymiş. kapalı alanlara girince veya güneş biraz yüzünü gösterince o topluluk bilinci muazzam bir şekilde ortaya çıkıyor. geçen hafta sonu arabam karda saplandığında, o yemekte tanıştığım üç komşu ellerinde küreklerle yardıma koşunca tamam dedim, burası artık gerçekten evim olmuş. insanı yalnız hissettirmeyen, o sessiz ama derinden gelen dayanışma duygusu kanada'nın en sevdiğim yanı galiba.
murat seyyah18 Eki 2026 17:26