kanada'da mahalle aralarındaki topluluk buzdolabı kültürü

toronto'ya ilk taşındığım dönemde annex tarafında dolaşırken bir evin bahçe duvarına yaslanmış rengarenk boyanmış bir buzdolabı gördüm. üzerinde yazıyordu. önce bir sanat yerleştirmesi falan sandım ama içine bakınca olayın derinliğini anladım. insanlar marketten fazla aldıkları taze meyveyi, sütü, sandviçi buraya bırakıyor; ihtiyacı olan da gelip hiç çekinmeden, kimseye hesap vermeden alıyor. geçen kış o meşhur dondurucu soğuklarda dolabın yanına bir de ahşap kulübe yapmışlar, içine gıdalar ve tertemiz kışlık montlar dizmişlerdi. bizim oradaki askıda ekmek kültürünün çok daha geniş çaplı ve kurumsallaşmış hali gibi. kimse kimseyi izlemiyor, kimse kimseye senin buna ihtiyacın var mı diye sormuyor. o dolabı dolduranlar da alanlar da mahallenin bir parçası. bazen iş çıkışı marketinden aldığım birkaç konserve fasulyeyi oraya bırakırken kendimi gerçekten bu toplumun bir parçasıymışım gibi hissediyorum. (bkz: ) başlığında anlatılan o sıcaklık tam olarak bu işte. gurbette insanın en çok aradığı şey o aidiyet hissi oluyor, bu küçük ama anlamlı dayanışma ağı sayesinde o soğuk kış günlerinde bile içim ısınıyor. bence kanada'nın en güzel tarafı bu sessiz sedasız yardımlaşma ve kimseyi incitmeden iyilik yapma çabası.
tunc gurbetci17 Eyl 2026 14:27