kanada'daki mahalle alet kütüphanesi kültürü
toronto'ya ilk taşındığımda eve bir iki raf çakmam gerekmişti, hırdavatçıya gidip dünyanın parasını bayılıp matkap falan almayı düşünürken tesadüfen olayını keşfettim. aslında tam olarak (bkz: ) başlığında bahsedilen durumun bir üst seviyesi bu. mahalledeki yerel bir dernek ya da kütüphane bünyesinde, yıllık sembolik bir ücretle -sanırım ben o dönem 25-30 dolar bir şey vermiştim- akla gelebilecek her türlü el aletini ödünç alabiliyorsun. sadece matkap da değil; dekupaj testeresi, yüksek basınçlı yıkama makinesi, kamp malzemeleri, hatta bazen mutfak robotu veya dondurma makinesi bile oluyor. o gün danforth tarafındaki küçük dükkana gittiğimde karşılaştığım ortam o kadar samimiydi ki anlatamam. emekli amcalar gönüllü olarak aletlerin bakımını yapıyor, ihtiyacın olan şeyi nasıl kullanacağını sana tek tek gösteriyorlar. denilen bu sistem aslında müthiş bir sosyal fayda sağlıyor. hem evdeki gereksiz kalabalığı ve israfı önlüyor hem de insanları yeni şeyler denemekten alıkoyan o maliyet engelini kaldırıyor. türkiye'de her şeyi satın alıp kenara atma, sonra da onu evde depolama derdine düşmeye o kadar alışmışız ki; burada ihtiyacın olanı mahallenin ortak malıymış gibi ödünç alıp işin bitince tertemiz geri verme fikrinin bu kadar tıkır tıkır işlemesi beni hala şaşırtıyor ve mutlu ediyor. her gittiğimde sadece bir alet alıp çıkmıyorum, mahalleden birileriyle iki lafın belini kırıp o özlenen mahalle sıcaklığını buluyorum. gurbette insanın bazen en çok ihtiyaç duyduğu şey o küçük aidiyet hissi oluyor, bu küçük dükkan bana o kapıyı araladı.
derya hoca13 Eki 2026 15:48