amerika'da mahalle dayanışmasının sıcaklığı

taşınmadan önce herkes (bkz: ) diye kafa açıyordu ama seattle'ın o meşhur olayına rağmen bambaşka bir tecrübe yaşadım. redmond tarafına yerleştiğim ilk hafta kapı çalındı, elimde trader joe's'dan alınma bir paket çiçek ve bir kartla komşum becky duruyordu. hani filmlerdeki o klişe "welcome to the neighborhood" sahnesi var ya, birebir aynısı. olay sadece hoşgeldin demekle de bitmedi. bizim mahallede her ayın son cuması "driveway drinks" diye bir olayımız var. herkes içkisini, 'dan aldığı atıştırmalıkları kapıp birinin garaj girişinde toplanıyor. ilk başta "eyvah, şimdi ne konuşacağız, çok yüzeysel geçecek" diye gerilmiştim ama zamanla o insanlar en yakın dostum oldu. geçen kış ağır bir grip geçirdiğimde, gruptan bir şeye ihtiyacın var mı diye sormaları yetmiyormuş gibi, yan komşum dave kapıya ev yapımı tavuk suyu çorba bıraktı. türkiye'deki o eski mahalle kültürünü özlerken, o sıcaklığı burada bulmak gerçekten büyük sürpriz oldu benim için. insanlar birbirinin özel alanına inanılmaz saygılı ama yardıma ihtiyaç duyduğunda da saniyesinde oradalar. bir keresinde bahçe işlerinden anlamadığım için çimleri mahvetmiştim, karşı komşu steve "gel beraber halledelim" diyip kendi cihazı ile gelip iki saat bana işin raconunu öğretti. amerika'nın o bireyselci yapısının altında aslında çok güçlü bir yerel topluluk bilinci yatıyor. buradaki o "community" hissi, insana gurbette olduğunu bazen unutturacak kadar samimi olabiliyor. en azından benim şansıma böyle güzel bir ekip denk geldi diyebilirim.
ayse nyc24 Eki 2026 06:16