hollanda'da mahalle kültürünün beklediğimden sıcak çıkması
utrecht'in leidsche rijn tarafına ilk taşındığımda, o meşhur 'soğuk kuzeyli' önyargısıyla biraz çekingendim. hani herkes kendi kabuğunda, randevusuz kimse kapını çalmaz falan derler ya, evet randevusuz çalmazlar ama sistem tıkır tıkır işliyor. taşındıktan iki hafta sonra kapının altından bir not atıldı: varmış. yani mahalle sakinleri sokağın sonundaki küçük parkta toplanıp bir şeyler içecekmiş. çekinerek gittim ama ortamın o meşhur ruhuyla dolu olduğunu görünce şaşırdım. herkes kendi sandalyesini, içeceğini kapıp gelmiş; bir yandan da den alınmış atıştırmalıklar dönüyor. o gün sadece komşularla tanışmakla kalmadım, mahallenin ortak whatsapp grubuna da dahil oldum. türkiye'deki o gürültülü mahalle hayatından sonra buradaki sessiz ama derin bağ beni çok etkiledi. geçenlerde bahçe işleri için tırmık lazımdı, gruba yazdığım an üç kişi 'bende var, gel al' dedi. hatta bir tanesi 'alırken bir kahve de içelim' diye ekledi. bu olay sadece malzeme ödünç almak değil, bir topluluğa ait hissetmekle ilgili. (bkz: ) konusunda endişelerim varken, bu küçük jestler insanı gerçekten evinde hissettiriyor. bir de küçük nezaketler var; paketim gelince ben evde yoksam yan komşu martijn hemen alıyor, üzerine bir de 'paketini aldım, akşam müsaitsen gel al' diye mesaj atıyor. o meşhur (bkz: ) burada da devrede, ortak alınan bir şey olursa kuruşu kuruşuna bölüşülüyor ama bu durum samimiyete engel değil, aksine her şeyi çok net ve huzurlu kılıyor. yurtdışında yalnız kalırım korkusunu bu sokakta, bu insanlarla yendim diyebilirim.
emre sesi27 Eki 2026 11:32