almanya'da zu verschenken kültürü
berlin'e ilk taşındığımda sokaklarda, apartman girişlerinde üzerinde "zu verschenken" yazılı kutular gördüğümde önce pek anlam verememiştim. hani bizde eskiden kapı önüne eski ayakkabı bırakılırdı da ihtiyacı olan alsın denirdi ya, bu onun çok daha modern ve geniş kapsamlı hali. özellikle pazar sabahları ya da taşınma dönemlerinde sokaklar bildiğin açık hava mağazasına dönüyor. geçen ay wedding taraflarında yürürken rastladım; birisi bildiğin sapasağlam ikea kallax rafını ve neredeyse hiç kullanılmamış bir filtre kahve makinesini tertemiz kutusuna koyup kaldırıma bırakmış. üzerine de minik bir not düşmüş: "ich suche ein neues zuhause" (yeni bir ev arıyorum). bu olayı almanya'da o kadar yaygın ve doğal karşılanan bir durum ki, bazen insanın ev döşeyesini getiriyor. sadece mobilya da değil; kitaplar, mutfak eşyaları, çocuk oyuncakları hatta bazen saksıda devasa bitkiler bile oluyor. bu geleneğin en sevdiğim yanı o karşılıksız paylaşım hissi ve israfın önüne geçilmesi. türkiye'de olsa "bozuktur bu" ya da "kim bilir nesi var" diye şüpheyle bakardık ama burada cidden çalışan, düzgün ve temiz durumdaki eşyaları paylaşıyorlar. ben de geçenlerde artık okumadığım almanca hazırlık kitaplarını ve mutfakta fazla yer kaplayan seramik kaseleri bir kutuya koyup bizim schillerkiez'deki binanın kapı önüne bıraktım. markete gidip gelene kadar kutu yarılanmıştı bile. o an hissettiğim o hafiflik ve birilerinin işine yarayacağını bilmek çok garip bir tatmin duygusu veriyor. bir keresinde bir kutunun içinden 70'lerden kalma çok temiz bir orijinal led zeppelin plağı bile bulmuştum, hala döner durur pikapta . aslında (bkz: ) ile aynı mantıkta ilerleyen bir dayanışma biçimi bu. dhl veya amazon'dan sürekli yeni plastik yığınları sipariş etmek yerine bu sokak hazinelerini keşfetmek ve döngüye dahil olmak kesinlikle buradaki hayatımı güzelleştiren detaylardan biri oldu.
sessiz sedasiz1 Kas 2026 08:53