almanya'da bitmeyen pazar günü sessizliği ve gurbet hissi

beşinci yılımı devirdiğim münih'ten bildiriyorum. dün akşam marienplatz civarında yürürken fark ettim, etraf cıvıl cıvıl olsa da insanın içindeki o boşluk dolmuyor. hani bazen türkiye'de pazar günü açık bir bakkal, sokakta bağıran bir çocuk sesi ararsın ya, işte o sessizlik burada insanın üzerine bir balyoz gibi iniyor. denen o kutsal pazar sessizliği ilk yıllarda huzur gibi geliyordu ama şimdi resmen yalnızlığın diğer adı oldu benim için. iş yerinde herkesle çok iyiyiz, olunca herkes birine "schönes wochenende" deyip dağılıyor. ama o kapıdan çıktıktan sonra kimse kimseyi aramıyor. alman dostu edinmek öyle zor ki, sanki insanların hayatında yeni birine yer açmak için almanız gerekiyor. geçen sene bir komşumla kahve içmek için üç hafta önceden sözleşmiştik, o an samimiyet değil de bir iş görüşmesi yapıyormuşuz gibi hissettim. (bkz: ) başlığında anlatılanlar aslında kıta avrupası'nın genel sorunu galiba. özellikle kışın o gri gökyüzü altında stachus'ta tek başına yürürken, istanbul'daki o kaotik ama sıcak kalabalığı özlüyorum. orada yolda yürürken bile biriyle göz göze gelince bir iletişim olurdu, burada herkes kendi cam fanusunda. market kasasında "hallo" ve "tschüss" dışında bir kelime etmeden geçen aylar biliyorum. burada düzen var, huzur var, para pul bir şekilde halloluyor ama o "aitlik" hissi bir türlü gelmiyor. sizde de durumlar böyle mi yoksa ben mi sosyalleşme konusunda beceriksizim?
gelin bakalim9 Eyl 2026 18:51