amerika'da buy nothing gruplarının yarattığı topluluk hissi
seattle taraflarına ilk taşındığımda, evin eksiklerini tamamlamak için ikea ile target arasında mekik dokurken yan komşum bir şeyden bahsetti: . başta pek anlam veremedim, facebook üzerinden sadece kendi mahallenin sakinleriyle kurduğun, her türlü eşyanın karşılıksız verildiği bir grupmuş. hani (bkz: ) diye bir başlık var ya, işte bu onun en somut hali olabilir. ben 'kesin kimsenin işine yaramayan eski püskü şeyleri paylaşıyorlardır' diye ön yargıyla yaklaşmıştım ama içine girince gözlerime inanamadım. grupta sapasağlam bir mikserden tut, sadece bir kez kullanılmış kamp çadırlarına kadar her şey dönüyor. kural çok basit: satmak yasak, takas yasak, sadece hediye edebilirsin. geçen ay bahçeyi düzenlerken birkaç büyük saksıya ihtiyacım oldu, grupta yazdım. beş dakika sonra iki sokak ötedeki amy, 'garajda duruyorlar, gel al' dedi. gidip aldığımda sadece saksıları değil, bir de bahçecilikle ilgili bir sürü tüyo aldım kadından. bu sistemin en sevdiğim yanı o aşırı tüketim döngüsünü kırması ve insanları birbirine bağlaması. bazen biri 'elimde fazla limon var, kapı önüne bıraktım' diyor, bazen 'çocuğumun küçülen kıyafetlerini ihtiyacı olan birine vermek istiyorum' diyor. o eşyayı almaya gittiğinde kurduğun o iki dakikalık diyalog, o gülümseme gurbette olduğun gerçeğini unutturuyor insana. bu gruplar sayesinde mahallede kimin neyle uğraştığını, kimin yardıma ihtiyacı olduğunu bilir hale geliyorsun. sadece eşya değil, resmen bir güven ve aidiyet paylaşıyorsun. o meşhur kapitalist amerika imajının altında böyle dayanışmacı bir damarın olması beni hala çok şaşırtıyor ve bir o kadar da mutlu ediyor.
dundar hoca29 Eki 2026 10:44