amerika'da beklenmedik komşuluk ilişkileri
ilk taşındığımda herkesin kendi bahçesinde, garaj kapısı kapalı yaşadığı o klasik banliyö hayatına alışamam sanmıştım. türkiye’deki o gürültülü ama samimi mahalle hayatını ararken, maryland tarafında silver spring civarlarında üzerinden gelen bir mahalle kitap kulübü davetiyle her şey değişti. açıkçası giderken kesin çok resmi geçer, iki kadeh şarap içer havadan sudan konuşur dağılırız diyordum ama beklediğimden çok daha samimi bir ortamla karşılaştım. ev sahibi nancy, kapıda elinde trader joe’s’tan aldığı o meşhur atıştırmalıklarla karşılayınca bir rahatladım. grupta sadece emekli teyzeler olur sanıyordum ama benim gibi teknoloji sektöründe çalışanlardan tut, yerel ilkokulda öğretmenlik yapanlara kadar çok farklı bir kitle vardı. asıl şaşırdığım nokta, insanların birbirine olan gerçek ilgisi oldu. hani amerikalılar yüzeyseldir, how are you der geçerler derler ya (bkz: ), aslında doğru kanalı bulduğunda durum hiç de öyle değilmiş. o akşam kitaptan çok hayatlarımızdan, göçmenlikten, türkiye'deki ailemden konuştuk. o günden beri her ay düzenli toplanıyoruz. geçen ay arabam bozulduğunda daha ben kimseyi aramadan yan komşum jim, grupta yazdığımı görüp gel benim yedek arabayı al hafta sonu sende kalsın dedi. burada mantığı çok oturmuş durumda. herkes bir şeyler getiriyor, kimse kimseye yük olmuyor ama aynı zamanda o aidiyet hissini dibine kadar yaşıyorsun. türkiye'deki komşu komşunun külüne muhtaçtır mantığının bir tık daha organize ve bireysel alana saygılı versiyonu gibi. göçmen olarak kendini bir yere ait hissetmek zordur ama bu tarz küçük topluluklar insanı gerçekten evinde hissettiriyor.
begum abla19 Eyl 2026 08:31