amerika'da mahalle içi yardımlaşma ve paylaşım kültürü

new jersey'nin banliyölerinde yaşamaya başladığımdan beri beni en çok şaşırtan ve mutlu eden şey, o meşhur kapitalist düzenin göbeğinde inanılmaz bir komün hayatının dönmesi. buraya gelmeden önce herkesin çok bireysel olduğunu sanırdım ama mahalle kültürü burada başka bir boyutta yaşanıyor. en sevdiğim şeylerden biri olayı. mahalledeki hemen her iki sokakta bir, birisi evinin önüne küçük ahşap bir dolap koymuş. içine bitirdiğin kitabı bırakıyorsun, içinden istediğini alıyorsun. bazen içine çocuk oyuncakları veya tohum paketleri bile koyuyorlar. geçen hafta oradan aldığım bir yemek kitabıyla hayatımın en iyi lazanyasını yaptım resmen. bir de facebook üzerinden dönen grupları var ki evlere şenlik. yeni eve taşındığımda bahçe için hortum lazımdı, grupta yazdım 'elinde fazla olan var mı' diye, beş dakika sonra yan sokaktan patricia 'gel al kapının önüne bıraktım' dedi. şaka gibi ama kimse bir şey satmaya çalışmıyor, herkes elindekini paylaşıyor. bir keresinde de bizim komşu tatile giderken kısmına bir kasa elma bırakmış, 'ağaçtan topladık, bitiremiyoruz, isteyen alsın' diye not düşmüş. insanların birbirine olan bu hesapsız güveni, o 'free' yazısını görünce hissettiğin o aidiyet duygusu gurbette insana çok iyi geliyor. türkiye'deki eski mahalle bakkalı samimiyetini farklı bir formda bulmuş gibi hissediyorum. . bu yardımlaşma ağı sayesinde hem gereksiz tüketimden kaçınıyorsun hem de hiç tanımadığın komşunla bir kitabın sayfalarında buluşabiliyorsun. gerçekten mahallede yaşadığını hissettiren, insanı buraya bağlayan çok zarif bir gelenek bu.
begum abla4 Eki 2026 11:09