ingiltere'de charity shop gezip hazine bulmanın dayanılmaz h

buraya ilk taşındığımda her şeyin ateş pahası olması biraz gözümü korkutmuştu ama sonra o sihirli kapıları keşfettim: . özellikle londra'nın biraz daha nezih semtlerinde, mesela richmond veya chiswick tarafında bu dükkanlara girmek benim için artık bir hafta sonu ritüeline dönüştü. oxfam, british heart foundation veya cancer research uk gibi yerlerin vitrinleri bazen koca alışveriş merkezlerinden daha heyecanlı geliyor. geçen hafta sonu bizim mahalledeki ufak dükkanda rafları karıştırırken etiketinde sadece 10 pound yazan, tertemiz bir barbour ceketle karşılaştım. inanamadım ama gerçekten oradaydı. sadece ucuz bir şeyler kapmak değil mesele; o paranın bir hastalığın tedavisine ya da evsizlere gittiğini bilmek, o meşhur ingiliz kafasını yerinde yaşamak çok keyifli. dükkanlarda genelde mahallenin yaşlıları gönüllü çalışıyor. kasadaki teyzeyle yağmurdan çamurdan şikayet edip sonra "lovely, darling" diyerek uğurlanmak insanın içini ısıtıyor. (bkz: ) kadar derin bir sosyal bağ kuruyorlar resmen. türkiye'deyken ikinci el eşyaya biraz ön yargılıydım, sanki sadece mecburiyetten alınıyormuş gibi gelirdi. ama burada bu iş tam bir hazine avı ve bilinçli bir tercih haline gelmiş. her cumartesi sabahı elimde kahveyle o raflar arasında 'bugün ne çıkacak' diye dolanmak, bu gri adada bulduğum en büyük neşe kaynaklarından biri oldu. benim gibi eşyaya değil de hikayelere değer verenler için bu dükkanlar resmen bir vaha gibi.
kubilay abi30 Eyl 2026 11:55