amerika'da vize ve bürokrasi labirenti
buradaki bürokrasi insanın ömründen ömür götürüyor gerçekten. hani o filmlerde gördüğünüz hızlı yaşam falan vize kuyruğuna girdiğiniz an bitiyor. benim için her şey ssn peşinde koşmakla başladı. o kart gelmeden ne ev tutabiliyorsun ne de doğru düzgün banka hesabı açabiliyorsun. ssa ofisindeki o bitmek bilmeyen sıra ve memurun 'sistemde görünmüyorsun' demesi hala kabuslarıma girer. eğer h1b gibi çalışma vizeleriyle uğraşıyorsanız denen o parayı ödemek neredeyse zorunlu, yoksa uscis'in keyfini beklerseniz aylar geçiyor. bir de o meşhur yani ek kanıt talebi olayı var ki, avukata döktüğün paranın haddi hesabı kalmıyor. belgeleri hazırlarken harf hatası bile yapsanız dosyanızın reddedilme ihtimali var, o yüzden her şeyi üçer beşer kontrol etmek lazım. süreçlerin her aşaması için kendi durumunuza göre bir göçmenlik avukatına danışmak en sağlıklısı, kulaktan dolma bilgilerle iş yapmaya gelmiyor burası. bir de buranın yerel bürokrasisi olan dmv faciası var. ehliyet almak için sabahın köründe gidip o soğuk plastik sandalyelerde saatlerce beklemek tam bir sabır testi. belgelerin asıllarını yanınızda götürmeyi unutursanız o gününüz yanar. usps ile gönderilen o resmi sarı zarfları posta kutusunda her görüşümde hala kalbim çarpıyor. amerika'da yaşarken vize süreci bir noktadan sonra kağıt toplama hobisine dönüşüyor, her faturayı, her kira sözleşmesini 'ileride lazım olur' diye klasörlüyorum. sonuçta bu sistemde kaybolmamak için disiplin şart. benim tavsiyem her zaman bir yedeğinizin olması ve önemli evrakları her zaman ile göndermeniz. en azından benim başıma gelenler ve gözlemlerim bunlar.
tugce ruhu13 Eyl 2026 12:08