amerika'da mahalle kültürü ve potluck akşamları

denver, wash park taraflarına taşındığımda amerikan rüyası'nın o yapay, sadece "hi, how are you?" deyip geçilen dünyasına kendimi çoktan hazırlamıştım ama bu mahalle beni fena ters köşe yaptı. ilk hafta kapım çaldığında elinde sıcak bir borcam dolusu ile yan komşum debbie belirdi. türkiye'den yeni geldiğimi öğrenince gözleri parladı, meğer eski kocası zamanında iş için istanbul'da yaşamış, oradan biliyormuş bizim misafirperverliği. asıl bomba ise bir sonraki hafta sonu düzenlenen sırasında patladı. herkes evinden bir şeyler getirmiş, ben de biraz çekinerek bir tepsi mercimek köftesi yaptım. baharatı ağır gelir mi diye düşünürken millet tepsiyi süpürdü. insanlar gerçekten açık fikirli ve meraklı; "bu bulguru reyonunda bulabilir miyiz?" diye darlayan teyzelerle yarım saat yemek muhabbeti yaptık. burada beni en çok etkileyen şey, insanların sadece "merhaba" demekle kalmayıp gerçekten birbirinin hayatına dokunması. geçen ay bahçedeki ağacın dalı fırtınada kırıldığında, ben daha 'tan ne alacağımı düşünemeden karşı komşum mike kendi motorlu testeresiyle gelip halletti işi. üzerinden dönen o yardımlaşma trafiği, "fazla kabaklarım var kapının önüne bıraktım alabilirsiniz" mesajları falan insana gurbette olduğunu unutturuyor bazen. kendimi bir anda çok güvenli ve samimi bir topluluğun parçası olarak buldum, bu kadarını gerçekten beklemiyordum.
serdar sahin22 Eki 2026 07:54