almanya'da plansız hafta sonu tren yolculukları

taşındığımdan beri beni en çok şaşırtan ve mutlu eden şeylerden biri, hiçbir plan yapmadan sabah gara gidip kafama göre bir trene atlayabilme özgürlüğü. eskiden tatil demek aylar öncesinden uçak bileti kovalamak, otel rezervasyonu yapmak demekti ama burada sayesinde cebimde her an her yere gidebilme anahtarı var gibi hissediyorum. geçen hafta sonu frankfurt’un o keşmekeşinden sıkılıp sadece rastgele bir yöne giden trene binip marburg diye bir yere gittim. hani o masalsı alman kasabaları olur ya, tam olarak öyle bir yer çıktı karşıma. lahn nehri kenarında yürürken rastladığım o daracık sokaklar, tepedeki şatoya çıkan merdivenler derken kendimi bir anda orta çağda gibi buldum. üstelik ne navigasyon ne de mutlaka görülmesi gereken yerler listesi vardı elimde. sadece yürüdüm ve her köşede başka bir detay yakaladım. bu ülkenin doğası gerçekten çok başka bir huzur veriyor insana. trenle geçerken izlediğin o uçsuz bucaksız yeşillikler, ormanların içinden süzülen ışık... bazen sadece bavyera’nın bir köyünde inip yerel bir fırından taze bir alıp parkta oturmak bile insana yaşadığını hissettiriyor. türkiye'de yaşarken seyahati hep bir yere varmak olarak görürdüm, burada ise o yolda olma halinin kendisi bir terapiye dönüştü. (bkz: ) başlığında anlatılan hissin raylı versiyonu diyebilirim buna. en çok da o spontanlığı seviyorum. cebimde harita yok, saat kaygım yok. eğer bir kasabayı sevmezsem bir sonraki trenle başka bir yöne geçiyorum. bu lüksü ve huzuru bulabileceğimi hiç tahmin etmemiştim. meğer hayatı biraz akışına bırakınca, almanya'nın o bazen gri görünen yüzünün altında ne kadar renkli ve sakin cevherler yatıyormuş. benim için buradaki hayatın en büyük tesellisi bu oldu.
gel de anlat29 Eyl 2026 08:45