amerika'da iş bulurken networking gerçeği
amerika'da iş bulma sürecine girmiş herkesin acı yoldan öğrendiği bir gerçek var; o da cv gönderip beklemeyle bir yere varılamayacağı. türkiye'den gelip 'benim diplomam var, tecrübem sağlam' diyerek duvarına toslamak çok olası. san francisco'da ilk zamanlarımda yüzlerce yere başvurup hiçbirinden ses çıkmayınca anladım ki buranın gizli dili yapmakmış. olay sadece linkedin'den 'bağlantı kur' demek değil, resmen yüzsüzlük yapıp tanımadığınız insanlara teklif etmeniz gerekiyor. starbucks'ta ya da zoom'da yapılacak 15 dakikalık bir , o dev şirketlerin kapısını açan asıl anahtar oluyor. amerika'da referanssız işe girmek imkansıza yakın, çünkü şirketler ile gelen adaya 'birisi buna kefil olmuş' gözüyle bakıyor. teknik beceriniz bir noktada tıkanıyor ama dedikleri o ağzı laf yapma yeteneği sizi her yere taşıyor. bir de tabii işin tarafı var. sabah işe girip akşam eşyalarınızı kutuya doldururken kendinizi bulabilirsiniz. avrupa'daki o 'aman işten atılmayayım' koruması burada yok. her şey performans ve şirket karlılığı üzerine kurulu. bu yüzden her zaman b planınızın cebinizde olması gerekiyor. mülakatlarda sadece işi ne kadar bildiğinize değil, ekiple cuma akşamı bira içmeye gidip gidemeyeceğinize, yani meselesine de aşırı takılıyorlar. (bkz: ) nedeniyle zaten stresliyken bir de bu sosyal oyunları oynamak başta yorucu gelebiliyor ama sistem bu şekilde dönüyor maalesef. profesyonel yardım almak ya da bir avukata danışmak vize statüsüyle bağlantılı işlerde her zaman en mantıklısı.
tugce ruhu17 Eyl 2026 05:23