amerika'da iş bulma ve kariyer

burada iş arama süreci tam bir seansına dönüşüyor. türkiye'deki gibi 'ilan açıldı, başvurdum, bekliyorum' mantığı abd'de pek sökmüyor. eğer içeriden birini bulup almadıysanız, o başvuru muhtemelen bir algoritma tarafından saniyeler içinde elenip sistemin derinliklerinde kayboluyor. ilk taşındığımda new york'ta bir medya ajansına girmeye çalışırken linkedin üzerinden elli farklı kişiye mesaj attığımı, üç tanesiyle için zar zor randevulaşabildiğimi hatırlıyorum. o 'networking' denen nane aslında buralarda bildiğin işin %70'i. kariyer kısmı ise tam bir dengesi. maaşlar ve yan haklar gibi kalemlerle çok cazip dursa da, yasaları sağ olsun, patronun o sabah canı sıkıldı diye kapının önüne konma ihtimalin her zaman baki. bu yüzden kimse koltuğuna çok ısınmıyor, herkes her an gidecekmiş gibi tetikte. (bkz: ) mevzusunda anlatılan o kredi skoru kovalama derdi iş hayatına da sirayet etmiş durumda; cv'ndeki her boşluk, her kısa süreli iş deneyimi 'acaba bir sorunu mu var' dedirtiyor. vize/sponsorluk derdi olanlar içinse bu süreç iki katı daha stresli, çünkü işini kaybetmek demek sadece gelirini değil, 60 gün içinde ülkeyi terk etme zorunluluğunu da beraberinde getiriyor. çok acımasız ama bir o kadar da dinamik bir pazar.
dundar hoca24 Eki 2026 08:16