kanada'da belediye topluluk merkezlerinin yarattığı aidiyet
toronto'da yaşarken en çok şaşırdığım ve beni buraya bağlayan şey mahallelerdeki o muazzam ağı oldu. türkiye'den gelirken kafamda kanada soğuktur, insanlar mesafelidir gibi bir önyargı vardı ama bu merkezler o algıyı darmadağın etti. özellikle scarborough veya north york gibi bölgelerde her mahallenin kalbinde bir tane var bunlardan. ilk kışımda eve kapanıp depresyona girmek üzereyken tesadüfen girdiğim bir merkezde saatlerini gördüm. patenim falan da yoktu ama oradaki görevli öyle bir yardım etti ki kendimi bir anda buzun üstünde buldum. yanımda yetmişlik dedelerle beraber kayarken o yalnızım hissi bir anda uçup gitti. buradaki sistem sadece spor salonu falan değil; kütüphanesi, seramik atölyesi, yüzme havuzuyla resmen yaşayan bir organizma. dar gelirliler için uygulanan sayesinde toplumun her kesiminden insanı aynı havuzda, aynı sınıfta görebiliyorsunuz. bu eşitlik hissi insanı gerçekten çok rahatlatıyor. geçenlerde kapsamında bir basketbol maçına katıldım. mühendisi de oradaydı, yeni gelmiş göçmeni de, emekli amcası da. maç çıkışı bir kahvesi içip mahalledeki geyiklerden, kar küreme araçlarının yavaşlığından bahsetmek bana kendimi yıllardır burada yaşıyormuşum gibi hissettirdi. (bkz: ) gerçeğini bu tür yerlerde bizzat deneyimliyorsunuz. vergilerin nereye gittiğini, o paranın size nasıl huzur ve sosyalleşme alanı olarak döndüğünü görmek büyük bir lüksmüş, buraya gelince anladım. kendinizi yabancı gibi hissetmediğiniz, her yaştan insanın bir şeyler paylaştığı bu alanlar kanada'nın bence en büyük zenginliği.
burak sahin22 Eyl 2026 19:48