kanada'daki mahalle potluck kültürünün insanı iyileştirmesi

toronto'ya ilk taşındığımda leslieville tarafında minicik bir bodrum katında kalıyordum. kışın o insanın kemiklerini sızlatan soğuğu yetmezmiş gibi bir de kimseyi tanımamanın verdiği o meşhur göçmen yalnızlığı çökmüştü üzerime. derken bir gün apartmanın girişindeki panoda el yazısıyla yazılmış bir ilan gördüm; mahalledeki küçük parkta bir düzenlenecekmiş. yanına da not düşmüşler: 'sadece kendinizi ve paylaşmak istediğiniz bir tabağı getirin.' önce çekindim, 'kim bilir kimler gelir, şimdi ingilizcemle rezil mi olurum' diye düşündüm ama sonra no frills'den aldığım malzemelerle bir tepsi sigara böreği yapıp gittim. parkın ortasına iki tane derme çatma masa kurulmuş, üstü her milletten yemekle dolu. hintli komşum samosa getirmiş, italyan teyze lazanya yapmış, kanadalı bir amca da evde yaptığı elma suyunu ikram ediyordu. o gün orada sadece yemek yemedik, saatlerce karın altında termostaki kahvelerle ısınarak hayat hikayelerimizi anlattık. kimse 'nerelisin' sorusunu yargılamak için sormuyordu, herkesin bir 'yeni gelme' hikayesi vardı. o gün anladım ki kanada'da insanı ayakta tutan şey o devasa gökdelenler değil, bu küçük mahalle dayanışmalarıymış. (bkz: ) gibi imkanlar harika ama insanın insana dokunması bambaşka bir şey. . bu kadar soğuk bir iklimde bu kadar sıcak bir topluluk bulmak benim için buraya dair en güzel sürpriz oldu. bazen sadece bir kap yemekle bile hiç bilmediğiniz bir coğrafyada 'evde' hissedebiliyorsunuz. yerel belediyelerin bu tarz küçük fonlarıyla mahalleliyi bir araya getirmesi de gerçekten takdire şayan bir sistem.
onur tetikci16 Eki 2026 07:11