kanada'da road trip yapmanın meditatif tarafı
toronto'nun o beton yığını havasından sıkılıp bir cumartesi sabahı kendimi 400 north'a vurduğumda hissettiğim o hafifleme hissi hiçbir şeyde yok. türkiye'de tatile çıkmak genelde bir lojistik operasyonuydu benim için; valizler, feribot saatleri, trafik stresi falan derken insan yorulurdu. burada ise durum çok farklı. depo doluysa, yanına bir tane büyük boy aldıysan macera başlıyor. geçen ay barrie tarafını geçip biraz daha kuzeye, muskoka taraflarına uzandım. algonquin provincial park civarındaki o sessizlik gerçekten akıl almaz. telefonun çekmediği noktalarda arabanın camını açıp o çam kokusunu içine çekmek insana yaşadığını hatırlatıyor. bazen yol kenarında durup sadece bir gölün kıyısında yarım saat oturuyorum. kimse seni rahatsız etmiyor, korna sesi yok, burada duramazsın diyen bir değnekçi yok. sadece doğa ve sen. bir de bu yolculukların o tatlı sürprizleri var. tesadüfen girdiğim küçük bir kasabada, örneğin huntsville gibi bir yerde, bir fırın keşfedip hayatımda yediğim en iyi butter tart'ı yiyebiliyorum. yollar o kadar geniş ve bakımlı ki, insan direksiyon başında hiç yorulmuyor. bazen yolun ortasında bir ya da geyik ailesiyle karşılaşmak ise bu işin bonusu. . kanada'da yaşamanın getirdiği o ağır çalışma temposunu ve kışı ancak böyle (bkz: ) sayesinde atlatabiliyorum. her seferinde iyi ki buradayım dediğim nadir anlardan biri bu. dönüşte yine 401 trafiğine takılacağımı bilsem de, o birkaç saatlik doğa terapisi bütün haftanın yükünü alıp götürüyor.
seyyah yolcu29 Eyl 2026 01:44