almanya'da doğayla baş başa kalmanın huzuru
buraya ilk taşındığımda pazar günleri hayatın durmasına, her yerin 'tote hose' olmasına çok içerlerdim. evde tıkılıp kalmışım gibi hissederdim. sonra zamanla, özellikle bavyera tarafına yerleştikten sonra bu sessizliğin aslında ne kadar büyük bir lüks olduğunu fark ettim. artık pazar sabahları erkenden kalkıp sırt çantamı hazırlamak, içine bir termos kahve ve fırından taze aldığım koyup yola düşmek haftalık terapim haline geldi. geçen hafta sonu münih'ten sadece bir saat uzaklıktaki tegernsee tarafına gittim. tren istasyonundan indiğin an o gölün turkuazı ve alpler'in heybeti karşına çıkıyor. tabelalar o kadar nizami ki rotalarında kaybolmana imkan yok ama ben bazen bilerek ana yoldan sapıp daha az bilinen patikalara dalıyorum. ormanın içindeki o nemli toprak ve çam kokusu insana yaşadığını hatırlatıyor. türkiye'de yaşarken doğaya çıkmak her zaman büyük bir prodüksiyondu; trafikle boğuşur, kalabalığa düşerdin. burada ise sessizlik bir kural gibi. dağın yamacında bir 'alm'da mola verip kaiserschmarrn yerken oradaki yaşlı amcaların, teyzelerin o dinçliğini görünce bu insanların neden bu kadar uzun yaşadığını anlıyorsun. doğa burada bir hafta sonu aktivitesi değil, hayatın tam kendisi. şehrin o gri, beton ve kuralcı yapısından sadece kırk beş dakikada böyle bir masal dünyasına geçebilmek almanya'nın bana sunduğu en büyük hediye sanırım. (bkz: ) kesinlikle bu ruh halini besliyor.
dur bakalim29 Eyl 2026 23:50