amerika'da potluck kültürü ile gelen mahalle sicakligi
ilk tasindigimda bu banliyö hayatina alışabilir miyim diye cok dusunuyordum. san diego'nun biraz disinda, herkesin kendi bahcesinde takildigi o sessiz sokaklardan birindeyim. hani o filmlerdeki suburban soguklugu olur ya, baslarda tam oyle hissetmistim. sonra bir gun kapim calindi, yan komsudaki amca elinde bir kagitla geldi. meger haftaya yapacaklarmis sokağın ortasinda. ben de ne gotursem diye dertlenirken bizim klasik mercimek koftesini yaptim, bir borcama dizdim gittim. valla bekledigimden cok daha samimi bir ortamla karsilastim. her evden baska bir koku, baska bir kultur cikti. karsidaki hintli aile kendi korili tavugunu getirmis, yan binadaki tuncay abi (evet, burada da bir turk buldum) izgara basina gecmis. o gun anladim ki amerika aslinda tam bir ama bu teorik bir sey degil, bayagi bayagi tabaktaki yemekle basliyor. insanlarin o meshur how are you sorusunun altinin bazen gercekten doldugu anlar oluyormus. kisiri gorunce hepsi icerigini sordu, tarif istedi. o gun kurulan o kucuk mahalle whatsapp grubu hala aktif. gecen gun lastigim patladiginda kimseden yardim istemeden iki kisi kapima geldi yardim lazim mi diye. (bkz: ) mantiginin fiziksel versiyonu gibi bir dayanisma var burada. o yabanciyim, disaridayim hissini kiran sey bu tarz kucuk mahalle etkinlikleri oldu benim icin. bazen sadece bir tabak yemekle koca bir mahalleye entegre olabiliyormussun, o yapay sanilan gulumsemelerin altinda gercek bir komsu sicakligi bulmak mumkunmus. benim buradaki en buyuk 'iyi ki'lerimden biri bu oldu.
damla texas11 Eyl 2026 08:58