almanya'da sokaklardaki zu verschenken kutuları

almanya'ya ilk taşındığımda, özellikle hamburg tarafında eimsbüttel civarında yürürken kapı önlerinde gördüğüm o kutular beni benden almıştı. üzerinde basitçe yazan karton kutuların içinden çıkanlar bazen gerçekten insanın içini ısıtıyor. sadece eski püskü şeyler değil; tertemiz duran mutfak robotları, hiç okunmamış ciltli kitaplar, hatta bazen saksısıyla beraber bırakılmış devasa deve tabanları bulabiliyorsunuz. türkiye'de alışık olduğumuz 'atılacak eşyayı kapıya koyma' mantığından çok farklı bir şey bu. bu bir atık yönetimi değil, resmen bir paylaşım ekonomisi. geçen hafta yağmurlu bir günde işten dönerken bizim mahallede bir kutunun içine şeffaf poşetlere özenle sarılmış plaklar bırakıldığını gördüm. yanına da minik bir not düşmüşler: 'hepsi çalışıyor, umarım yeni sahibini mutlu eder'. o anki o toplumsal güven hissi, o eşyanın bir başkasının işine yarayacağını bilmenin verdiği huzur bambaşka. bu durum biraz (bkz: ) hissini anımsatıyor ama almanya'nın o düzenli ve kuralcı yapısı içinde bu kadar spontane bir iyilikle karşılaşmak insanı şaşırtıyor. insanların birbirini tanımadan, sadece aynı sokağı paylaştığı için birilerine bir şeyler hediye etmesi bence buradaki hayatın en zarif yanlarından biri. bu kutular sayesinde evimde çok sevdiğim bir döküm tavam ve üç tane sanat kitabım var. her sabah o kitaplara bakınca buraya ait olduğumu biraz daha hissediyorum. birine 'çöp' olanın bir başkasına 'hazine' olması klişe ama burada o klişenin en estetik halini yaşıyoruz. tabii her eyalette kurallar farklı olabilir ama benim yaşadığım yerde bu sessiz dayanışma ruhu insanın modunu her daim yükseltiyor.
olmadi bu is9 Eki 2026 09:17