hollanda'daki buurtborrel kültürü ve mahalle samimiyeti
utrecht'e ilk taşındığımda herkesin çok mesafeli olduğunu, her şeyin aylar öncesinden planlandığını sanıyordum (bkz: ). ama geçen yaz başıma gelen o küçücük olay bakış açımı tamamen değiştirdi. bizim sokağın girişine, yani wilhelminapark tarafındaki o dar sokağa, elle yazılmış bir kağıt asıldı: "bu cuma akşamı buurtborrel var, içeceğini kap gel!" önce çekindim, kimseyi tanımıyorum, dilim de tam çat pat seviyesinde. ama bir cesaret elimde iki şişe grolsch ve küçük bir peynir tabağıyla sokağa indim. sokağın ortasına dev bir masa kurulmuş, herkes evinden bir sandalye kapıp gelmiş. 40 yıldır aynı evde yaşayan piet amca ile karşı komşum anouk yan yana oturmuş kahkaha atıyorlardı. o meşhur masanın ortasında duruyor, herkes birbirine "hallo" deyip hemen sohbete dahil ediyor. hiç o beklediğim soğukluk yoktu. aksine, yabancı olduğumu öğrenince herkes ingilizceye döndü, mahalledeki en iyi pazarı, hangi fırının ekmeğinin daha çıtır olduğunu uzun uzun anlattılar. o akşam anladım ki hollandalılar dışarıdan ne kadar planlı ve "agenda" odaklı görünseler de kendi mahallelerinde inanılmaz bir dayanışma ve dedikleri o sıcak ortamı kurmakta ustalar. bir anda kendimi expat balonundan çıkmış, o sokağın gerçek bir parçası gibi hissettim. sadece bir içki içip dönmeyi planlarken gece yarısına kadar gülüp eğlendiğimizi hatırlıyorum. bu tip küçük mahalle organizasyonları, insanın yeni bir ülkeye alışma sürecindeki o yalnızlık hissini bir anda alıp götürüyor. bazen sadece bir sandalye ve bir gülümseme yetiyormuş gerçekten.
ayse kuryesi14 Eki 2026 10:57