hollanda'da iş görüşmesindeki o aşırı dürüstlük
hollanda'da iş ararken ya da kariyer basamaklarını tırmanırken insanın yüzüne ilk çarpan şey o meşhur oluyor. türkiye'den gelen biri olarak ilk zamanlar 'bu adamlar beni kovacak mı yoksa dalga mı geçiyorlar?' diye düşünmeden edememiştim. amsterdam'daki ilk ciddi mülakatımda adam direkt yüzüme bakıp 'bu sunduğun çözüm çok verimsiz ve eski kafa, neden daha iyisini düşünmedin?' demişti. o an masadan kalkıp gitmek istedim ama sonra anladım ki adam şahsıma değil, sadece o anki işe odaklanıyor. burada hiyerarşi o kadar düz ki, ceo ile mutfakta yan yana kahve alırken 'hafta sonun nasıl geçti?' diye havadan sudan konuşmak çok normal. ama o rahatlığın altında acayip bir geleneği yatıyor; yani herkesin fikri alınacak, o toplantı uzayacak da uzayacak. bazen bir kararın çıkması haftalar sürüyor çünkü herkesin fikir birliği sağlaması lazım. eğer 'ben geldim, her şeyi değiştireceğim' kafasındaysanız burada barınmanız zor. bir de meselesi var ki, saat 17:01 olduğunda ofiste kimseyi bulamazsınız. kariyer hırsı burada bizdeki gibi 'gece gündüz çalışayım da yükseleyim' şeklinde işlemiyor. verimliysen ve sosyal uyumun iyiyse zaten yürüyüp gidiyorsun. mülakatlarda sadece teknik bilginize değil, öğle yemeğinde masada ne kadar yani keyifli biri olduğunuza da bakıyorlar. . özetle, ego yapmadan, dürüstçe işini yapanın önü açık ama o aşırı samimiyete alışmak zaman alıyor. bu konularda daha fazla detay için (bkz: ) başlığına da bakılabilir.
onur golgesi23 Eki 2026 00:01