hollanda'da buurtborrel kültürü ve komşuluk ilişkileri

buraya taşınmadan önce hep 'avrupalılar soğuktur, kimse kimseyi tanımaz' klişesiyle korkutulmuştum. haarlem'de sakin bir sokağa taşındıktan üç hafta sonra kapım çalındı, elinde el yazısıyla hazırlanmış bir davetiye tutan komşum johan gelmiş. meğer bizim sokakta denilen bir olay varmış; sokağın ortasına masaları atıp herkes bir şeyler getirip yiyip içiyormuş. önce çekindim tabii, dilim yetecek mi kasılır mıyım diye ama ortamın samimiyeti inanılmazdı. asıl şaşırdığım nokta ise dedikleri gelenek oldu. sokaktaki her ev ayda 1-2 euro gibi sembolik bir para verip ortak bir kumbara oluşturuyormuş. birisi hasta olduğunda, birinin bebeği doğduğunda veya yeni bir komşu taşındığında o fondan çiçek veya kart gönderiliyormuş. geçen ay ağır bir grip geçirdiğimde kapımda 'beterschap' yazılı bir kart ve saksıda bir çiçek bulduğumda gerçekten duygulandım. istanbul'da on sene aynı apartmanda yaşayıp karşı komşumun soyadını bilmezken burada böyle bir aidiyet hissetmek çok garipti. insanlar birbirinin özel alanına müdahale etmiyor ama bir şeye ihtiyacın olduğunda orada olduklarını biliyorsun. hani (bkz: ) yüzünden canımızdan beziyoruz bazen ama böyle küçük insani detaylar her şeyi dengeliyor. o mahalle kültürü bizim eskiden bildiğimiz ama metropollerde unuttuğumuz o sıcaklığı hatırlatıyor insana. her yerin kendine göre zorluğu var elbet ama bu dayanışma ruhu göçmen olarak kendini yalnız hissettiğin anlarda can simidi gibi oluyor.
onur golgesi10 Eki 2026 19:24