kanada'da doğanın evin arka bahçesi olması

buraya taşınmadan önce "kanada çok soğuk, sadece kar var" diyenleri dinleyip biraz tırsmıştım ama işin rengi bahar gelince tamamen değişti. toronto'da beton yığınlarının arasından sadece yarım saat sürerek kendimi bir anda girişinde bulabilmek hala en büyük lüksüm. geçen hafta sonu bruce peninsula tarafına kaçtık, o turkuaz suları görünce insan gerçekten "ben neredeyim?" diyor. türkiye'de doğaya kaçmak için saatlerce trafik çekip, gittiğin yerde iğne atsan yere düşmeyecek bir kalabalıkla karşılaşmaya alışmış bünyeye burası ilaç gibi geliyor. (bkz: ) gibi burada da insanlar doğaya inanılmaz saygılı. park girişlerinde okutup içeri girdiğin andan itibaren o sessizlik, o ağaçların kokusu insanı resmen terapiye almış gibi hissettiriyor. yolda karşımıza çıkan geyikleri, kunduzları saymıyorum bile; artık onları görünce şaşırmayı bıraktım, selam verip geçiyoruz. bir de belediyelerin sunduğu haritaları o kadar düzenli ki, kaybolman imkansız. şehirden kopmadan bu kadar "vahşi" bir doğanın içinde olabilmek, insanın ruh sağlığını koruyan en temel şeylerden biriymiş meğer. . hafta içindeki o plaza stresini, hafta sonu bir göl kenarında kamp ateşi yakarak atmak buradaki yaşam kalitesini belirleyen en büyük faktör benim için.
arda toronto20 Eyl 2026 01:35