amerika'da koşulsuz şartsız iade kültürü
ilk taşındığımda türkiye'den kalma o "aman bir şey alırken on kere düşün, bozuk çıkarsa iade edemezsin, kavga dövüş gerekir" travmasıyla her şeye aşırı temkinli yaklaşıyordum. ama buradaki iade sistemi, özellikle de büyük zincirlerdeki mantığı insanın psikolojisini düzeltiyor resmen. geçenlerde target'tan bir kahve makinesi aldım, eve geldim rengi mutfağa hiç uymadı. kutusunu falan da biraz hırpalamışım açarken. "şimdi kesin almazlar, kullanıcı hatası derler, kutu hasarlı diye mırın kırın ederler" diye binbir senaryoyla kasaya gittim. görevli sadece "beğenmediniz mi?" dedi, ben de "yok rengi uymadı" dedim. saniye sürmedi kartıma parayı iade etmesi. şaka gibi gelmişti o an, bir savunma hazırlamış bekliyordum oysa. walmart, costco gibi yerlerde zaten olay bambaşka bir boyutta; adamlar neredeyse kullanılmış şeyi bile fişin varsa sorgulamadan geri alıyorlar. en sevdiğim kolaylık ise amazon iadeleri. bazen kutu bulmakla bile uğraşmıyorsun, telefonundaki kodu ya da whole foods'taki kioskta gösteriyorsun, ürünü paketlemeden öylece eline tutuşturup çıkıyorsun. ne etiket basma derdi var ne koli bandı arama stresi. türkiye'de kargo şubelerinde sıra bekleyip personelle laf dalaşına girme gerginliği bitti gitti. hani (bkz: ) başlığında anlatılanların bir benzeri ama ölçek burada çok daha devasa. yine de o savunmacı tüketici modundan çıkıp gerçekten değerli hissetmek buradaki hayat kalitesini ciddi artırıyor.
atakan sairi29 Eki 2026 07:40