hollanda'da bisikletle kumulları keşfetme keyfi
geçen pazar haarlem'den yola çıkıp kendimi bir anda içinde bulmamla tavan yapan histir. hani buraya gelmeden önce hollanda'yı sadece dümdüz bir kanal yığını sanıyordum ama o kumulların arasındaki bisiklet yolları gerçekten başka bir dünya. yanıma albert heijn'den kaptığım bir paket stroopwafel ve mataramı alıp bakalım yol beni nereye götürecek diyerek pedallamaya başladım. overveen tarafına geçtiğimde o meşhur ağları başlıyor. etrafta vahşi atlar ve wisent denilen bizon benzeri hayvanların serbestçe dolaştığını görünce gerçekten şaşırıyorsun. o kumulların inişli çıkışlı yapısı, rüzgarın yüzüne vurması ama o yolun kalitesinin verdiği güven hissi paha biçilemez. yolun sonunda zandvoort veya bloemendaal sahiline çıkmak ise asıl ödül. sahildeki mekanlarından birine, mesela tijn akersloot'a çöküp güneşin batışını izlerken buraya taşındığım için ne kadar doğru bir karar verdiğimi bir kez daha anladım. türkiye'de doğaya çıkmak için kilometrelerce trafik çekmeye alışmış bir bünye için bu erişilebilirlik resmen bir lüks. insanlar bazen (bkz: ) diye dert yanıyorlar ama doğaya bu kadar kolay karışabildiğim anlarda o hisler dağılıp gidiyor. şehirlerin kalabalığından çıkıp yirmi dakikada kendimi tamamen ıssız bir tepenin üzerinde denize bakarken bulabiliyorum. bu ülkenin en büyük lüksü sanırım bu altyapının sağladığı özgürlük alanı. her pedalda kendimi biraz daha buraya ait hissediyorum.
kubilay asisi14 Eyl 2026 08:14