kanada'da community league kültürü ve kurulan dostluklar
edmonton'a ilk taşındığımızda kışın tam göbeğiydi ve 'eyvah biz ne yaptık, bu soğukta kimseyle tanışamayız' diye karalar bağlıyorduk. sonra bizim mahallesindeki üyeliğine dahil olduk, hayatımız bir anda değişti. bu sistem sadece bir buz pisti üyeliği değilmiş, resmen koca bir sosyal ağın anahtarıymış. geçen şubat ayında mahalle merkezinde düzenlenen bir etkinliğine katıldık. yan komşumuz dave 'gelin mahcup olmayın, herkes bir tencere bir şey getiriyor' dedi. valla tencereyi kaptık gittik; içerideki o samimiyet, herkesin birbirine tarif vermesi, 'siz yeni mi geldiniz, hoş geldiniz' diye sarmalamaları muazzamdı. orada tanıştığımız mark ve sarah ile şu an her hafta sonu tarafına yapmaya gidiyoruz. kanadalıların o meşhur mesafeli ama kibar tavrının altındaki gerçek dostluk kapısını bu topluluk etkinlikleri açıyor. (bkz: ) sayesinde çocukları kaymaya götürürken tanıştığımız emekli bir amca var, adı james. her sabah kapının önündeki karı küremiş miyim diye kontrol edip, bir gün küreyemediğimde 'yorgun görünüyordun ben hallettim' diyerek geçip gidiyor. bu ruhu insanın gurbet hissini cidden söküp alıyor. büyük şehirlerin o plaza soğukluğundan sonra, mahalle ölçeğinde insanların birbirinin gözünün içine bakarak 'nasılsın' demesi paha biçilemez. biz de artık parktaki ağaç dikme günlerine katılıyoruz, kendimizi buraya ait hissetmenin en kolay yolu buymuş meğer. en azından bizim yakadaki tecrübe böyle, insanı çok daha huzurlu hissettiriyor.
burak sahin10 Eki 2026 10:23