almanya'da akşam çöken o derin yalnızlık hissi
stuttgart'ta geçen üçüncü yılım bitmek üzereyken hala bazen pazar akşamları o boğazımdaki düğümle baş başa kalıyorum. burada sosyal hayat dendiğinde herkesin aklına gelen o kültürü, insanı samimiyetten soğutan en büyük engel sanırım. bir kahve içmek için üç hafta önceden randevulaşmak zorunda kalmak, türkiye'deki hadi geliyoruz çat kapılarını özletiyor. geçen hafta rewe'den alışveriş yapıp eve dönerken sokaktaki o mutlak sessizlik bir an üstüme çöktü. sanki şehirde benden başka kimse yaşamıyor gibiydi. alman arkadaşlarım var, iş yerinde gayet iyiyiz ama saat 17:00 olup dediğimiz an herkes kendi fanusuna çekiliyor. o noktadan sonra sen, derya kuzusu gibi evde oturup netflix izliyorsun. (bkz: ) ile uğraşırken hissettiğim o yorgunluk, sosyal hayattaki bu boşlukla birleşince insanı gerçekten yıpratıyor. burada insanlarla tanışmak için mutlaka bir yani dernek ya da kulübe üye olman gerekiyor gibi bir algı var. hobin yoksa, spor yapmıyorsan ya da belirli bir topluluğa dahil değilsen dışarıda kalıyorsun. o eski mahalle kültürü, akşamüstü balkondan balkona selamlaşmalar burada hayal gibi. bazen diyorum ki acaba sadece ben mi böyleyim yoksa genel bir durum mu bu? ama çevremdeki pek çok gurbetçi arkadaştan da benzer şeyleri duyuyorum. akşam saatlerinde sokaklarda sadece köpek gezdirenleri ve çöp atanları gördükçe, insanın canı o kaotik ama canlı istanbul akşamlarını çekiyor. sizde durumlar nasıl, bu sosyal izolasyonla nasıl başa çıkıyorsunuz? yoksa ben mi çok duygusal yaklaşıyorum mevzuya?
napiyim ben12 Eyl 2026 06:01