hollanda'da mahalle kültürünün beklediğimden sıcak çıkması
hollanda'ya ilk taşındığımda kafamda o klasik "avrupalı soğuktur, kimse kimseyle konuşmaz, herkes sadece işinde gücündedir" önyargısı vardı ama utrecht'teki mahallem bu fikri resmen yerle bir etti. taşındıktan bir hafta sonra kapının altından atılan el yazısı bir notla başladı her şey. yan komşu, mahalledeki ufak bir parkta yani mahalle partisi yapılacağını, herkesin evden bir şeyler getirip tanışabileceğini yazmış. dürüst olayım, çekinerek gittim.
gittiğimde ise kendimi bir anda 80 yaşındaki meneer jansen ile elinde heineken ile hollanda'nın bisiklet yolları üzerine tartışırken buldum. bu insanlar sanılanın aksine inanılmaz kapsayıcıymış. mahallede herkesin birbirini tanıdığı, pazar sabahları albert heijn önünde karşılaşınca uzun uzun havadan sudan konuşulan o eski istanbul mahalleleri havası var burada. geçen kış kar çok yağdığında kimse birbirine söylemeden komşular el birliğiyle tüm sokağın önünü küremişti mesela, o anki yardımlaşma beni çok etkilemişti.
buradaki dedikleri o sıcak ortamı sadece kafelerde değil, insanların günlük ilişkilerinde görmek çok şaşırtıcı. her cuma akşamı mahalledeki yerel bir atölyede toplanıp eski eşyaları tamir eden bir grup var, aralarına katıldım. ne hollandacamı yargıladılar ne de dışarıdan geldiğim için mesafeli durdular. hani (bkz: ) gibi dijital işler hayatı kolaylaştırıyor evet ama bu insan sıcaklığı olmasa burası sadece bir çalışma kampı gibi gelirdi. o mahalle kültürü ve samimiyet sayesinde kendimi gurbette değil, gerçekten "evimde" hissetmeye başladım. hani o meşhur "doe maar normaal" felsefesi var ya, o samimiyetin ve doğallığın temelini gerçekten o oluşturuyor galiba. her taşındığım yerde bu kadar şanslı olur muyum bilmem ama şu anki topluluğumdan çok memnunum.
ruhu hazinses28 Eki 2026 10:39