amerika'da gurbet hasreti ve sosyal hayat

yedi yıldır teksas’ta yaşayan biri olarak bazen akşamüstü pencereden dışarı bakarken gelen o daralma hissini tarif etmek çok zor. türkiye’deyken "ya millet ne dertler çekiyor, sen abd’desin" diyenlere anlatamıyorsun ama buradaki yalnızlık başka bir seviye. her şey o kadar mesafeli ve o kadar otomobil odaklı ki, sokağa çıkıp bir insanla göz göze gelme ihtimalin sıfıra yakın. ilk taşındığımda houston’da bir mahalledeydim, sanıyorum ki komşularla kaynaşırız, bir çay kahve içeriz. falan düzenledik ama her şey o kadar programlı ve yüzeysel ki. herkes "hi, how are you?" diyor ama kimse gerçekten nasılsın cevabını beklemiyor. o meşhur kültürü bir yerden sonra insanın canına tak ediyor. (bkz: ) başlığında anlatılanlara benzer şekilde, burada da derinlik kurmak çok zor. akşam bir canın sıkılsa, birine "hadi gel bir kahve içelim" desen, en yakın arkadaşın 45 dakika uzakta oturuyor. otoyolda direksiyon sallamaktan yorulup vazgeçiyorsun. en sonunda kendini hafta sonu target veya costco reyonlarında boş boş gezerken buluyorsun. insan bazen sadece bir mahalle kahvesinde oturup gelip geçeni izlemeyi, plansız programsız bir arkadaşının kapısını çalmayı özlüyor. bayramlarda, seyranlarda o aile sofralarının eksikliği iyice vuruyor. tabii ki buradaki imkanlar, kariyer falan harika ama o ruhsal boşluğu doldurmaya yetmiyor. sizin de böyle "yeter artık, döneceğim türkiye’ye" dediğiniz o kırılma anları oluyor mu? yoksa ben mi fazla duygusal yaklaşıyorum bu hayatına?
erhan gurbetci5 Eki 2026 19:38