kanada'da sosyal yalnızlık ve bitmeyen gurbet hissi
buraya geleli dört kış oldu, toronto'nun o dondurucu rüzgarında faktörünü iliklerime kadar hissederken bazen "benim burada ne işim var" diye sormaktan kendimi alamıyorum. kanadalılar dünyanın en nazik insanları olabilir ama o nezaket katmanını aşıp gerçek bir dostluğa ulaşmak deveye hendek atlatmaktan zor. her şey çok yüzeysel, "hi, how are you?" sorusunun cevabı her zaman "good, you?" olmak zorunda. aksi bir cevap versen karşı taraf ne yapacağını şaşırıyor. iş çıkışı bir bira içelim desen herkesin aylar öncesinden planlanmış randevuları var. bizdeki o "hadi beş dakikaya aşağıdayım" kültürü burada resmen bir ütopya. akşam 6'dan sonra sokaklar, özellikle kışın, hayalet şehir gibi oluyor. ttc ile eve dönerken camdaki yansımama bakıp türkiye'deki o gürültülü, kavgalı ama samimi sofraları özlüyorum. (bkz: ) konusunda belki başarılı olduk, evet alım gücü falan okey ama ruhun doyma noktası çok başka bir şeymiş. burada arkadaşlıklar genelde ortak bir hobi veya çocukların okulu üzerinden dönüyor. eğer bir grubun parçası değilsen evde netflix ve ile baş başa kalıyorsun. bu durum sadece bende mi böyle yoksa genel bir "immigrant" laneti mi merak ediyorum. sizin de "artık yeter, dönüyorum" dedirten o yalnızlık anlarınız oluyor mu yoksa ben mi adaptasyon özürlüyüm?
murat seyyah9 Eki 2026 21:19