hollanda'daki mahalle arası minik kütüphaneler

taşındığım ilk yıllarda utrecht’in o dar sokaklarında bisikletle turlarken evlerin önündeki bahçe duvarlarına ya da çitlere monte edilmiş o küçük ahşap kutular hep dikkatimi çekerdi. başta kuş yuvası falan sanmıştım ama yakından bakınca içlerinde dizili kitapları görünce olayı çözdüm. buralarda denilen bu minik kütüphaneler o kadar yaygın ki, resmen mahallenin bir parçası olmuş durumda. mantık çok basit; okuduğun kitabı bırakıyorsun, ilgini çeken bir başkası varsa alıp götürüyorsun. hiçbir kayıt, hiçbir zorunluluk yok. ben ilk taşındığım dönemde dilimi geliştirmek için buralardan çocuk kitapları ve basit yemek tarifleri toplardım. hatta bir keresinde çok istediğim bir gerilim romanını tam da kapının önündeki kutuda bulunca sevinçten havaya uçmuştum. sadece kitap da değil, bazen bu kutuların daha büyükleri olan yani 'ver gitsin dolabı' tarzı şeyler de çıkıyor karşına. içine fazladan aldığı konserveleri, bitki tohumlarını, bazen de kullanılabilir durumdaki mutfak eşyalarını koyuyor insanlar. ihtiyacı olan da çekinmeden alıyor. bu durum bence tam bir (bkz: ) örneği. kimse 'benim eşyam çalınır mı' ya da 'bu kutuyu biri kırar mı' diye düşünmüyor. aksine kutunun yanına bazen minik bir saksı çiçek, bazen de bir not bırakıyorlar. özellikle yağmurlu bir pazar sabahı fırından ekmeğimi alıp dönerken o kutuların önünde durup yeni ne gelmiş diye bakmak, burada kendimi bir turist gibi değil de gerçekten o mahallenin bir ferdi gibi hissetmemi sağlıyor. bu karşılıklı güven ve paylaşma olayı insanı gerçekten ısıtıyor, gurbette olduğunu unutturuyor bazen.
bahar kedisi8 Eki 2026 22:16