amerika'da mesafelerin yarattığı o derin gurbet hissi

austin'da beşinci yılımı devirirken şunu fark ettim; amerika'da insanı vatan hasretinden çok bu anlamsız mesafeler ve her şeyin arabaya endeksli olması yoruyor. türkiye'de akşam canın sıkılınca bir arkadaşını arayıp hadi gel bir çay içelim diyebilmenin lüksünü buraya gelince anlıyorsun. burada en yakın arkadaşınla görüşmek için bile üzerinden randevulaşman gerekiyor. herkes o kadar meşgul ve mesafeler o kadar uzak ki, sosyalleşmek adeta bir proje yönetimine dönüşüyor. geçen pazar akşamı i-35 üzerinde direksiyon sallarken aniden çöktü o his. etrafım binlerce ışıkla, devasa tabelalarıyla dolu ama bir tane tanıdık yüz yok. karnım acıkıyor, gidip bir kuyruğuna giriyorum, hi how are you diyorlar ama kimse cevabını beklemiyor. o sahte nezaket bazen gerçek bir yalnızlıktan daha çok koyuyor insana. eve dönüyorum, garaj kapısı kapanıyor ve dünya ile bağım tamamen kesiliyor. o an anlıyorsun ki, amerika aslında devasa bir otopark ve biz de kendi küçük metal kutularımızda yaşayan yalnız ruhlarız. bu hayatı gerçekten insanın içini kurutuyor bazen. markete bile yürüyerek gidemediğin, sokakta kimseyle göz göze gelmediğin bir düzen. (bkz: ) başlığında da benzer şeyler konuşulmuş ama buradaki mesafe algısı gerçekten bambaşka bir seviye. siz de benzer bir planlı sosyallik çıkmazında mısınız, yoksa ben mi texas'ın sıcağında fazla melankolikleştim?
engin jersey12 Eyl 2026 07:01