almanya'da mahalle dayanışması ve bahçe partileri

almanya'ya ilk taşındığımda kafamda o klasik "almanlar soğuktur, kimse kimseyle konuşmaz" önyargısı vardı ama berlin'deki ilk altı ayımda bu tamamen yıkıldı. neukölln tarafında eski bir binaya yerleşmiştim. taşındıktan iki hafta sonra kapının altından el yazısıyla yazılmış bir davetiye çıktı. binanın dediğimiz o ortak iç bahçesinde bir pazar kahvaltısı düzenliyorlarmış. açıkçası biraz çekinerek, elimde rewe'den aldığım bir paket kurabiyeyle indim aşağı. karşılaştığım manzara inanılmaz samimiydi. alt kat komşum frau schmidt kendi yaptığı erikli keki getirmiş, yan dairedeki mimar çocuk kahveleri hazırlamıştı. o gün sadece isimlerimizi öğrenmekle kalmadık, o bahçede kurulan dostluk sonraki üç yılımı kurtardı. bir keresinde anahtarımı içerde unuttuğumda çilingir çağırmama izin vermeyip, yedek anahtarımı saklayan komşumun bana o akşam kapısını açıp "sen şimdi streslisindir, gel bir şeyler yiyelim" demesini asla unutamam. bu samimiyet zamanla haftalık buluşmalarına dönüştü. bazen (bkz: ) içinde boğulmak yerine, tempelhofer feld'e gidip beraber piknik yapmaya başladık. almanların o meşhur mesafesi aslında bir güven duvarıymış; o duvarı bir kez aşınca altından inanılmaz sadık ve yardımsever bir topluluk çıkıyor. hani o her yerde anlatılan disiplinli ve kuralcı insanların, birine yardım etmek için nasıl seferber olduklarını görmek gerçekten bu ülkeye olan aidiyetimi pekiştirdi. şimdi her bahar o bahçede ilk ne zaman yapılacak diye iple çekiyorum. benim için gurbet hissini bitiren, o küçük notun arkasındaki samimiyet oldu.
hayirli olsun12 Eki 2026 12:31