almanya'daki zu verschenken kutusu kültürü

ilk taşındığımda bu kutuları görünce acaba biri taşınıyor da eşyalarını mı unuttu diye düşünmüştüm ama sonra mevzunun yani ücretsiz olduğunu anlayınca her sabah yürüyüşe çıkmak için yeni bir bahanem oldu. olay şu; insanlar evde artık kullanmadıkları ama hala iş görebilecek durumdaki eşyaları, mutfak gereçlerini, kitapları hatta bazen küçük mobilyaları temizce bir kutuya koyup kapının önüne veya kaldırımın kenarına bırakıyorlar. üzerine de bazen bir kalp çizip zu verschenken yazıyorlar. geçen ay münih'te gezerken schwabing tarafında sapasağlam bir moka pot buldum kutunun içinde. pırıl pırıldı, sadece biraz kireçlenmiş. eve getirip temizledim, aylardır kahvemi onla yapıyorum. bu kültürün en sevdiğim yanı hem yani sürdürülebilirlik olayını lafta bırakmayıp hayata geçirmesi hem de o birinin çöpü diğerinin hazinesidir mantığını çok zarif bir şekilde işletmesi. bazen öyle güzel kitaplar denk geliyor ki, sırf içinden çıkan eski bir ayraç veya not için bile alıp saklıyorsun. (bkz: ) ile benzerlik gösterse de almanya'da bu işin daha çok küçük ölçekli, kutu bazlı ve mahalle sıcaklığında döndüğünü hissediyorum. evdeki fazlalıklardan kurtulurken acaba kime satarım stresine girmek yerine, komşunun işine yarayacağını bilmenin verdiği huzur bambaşka. türkiye'de olsa kesin bozuktur ya da ayıp olur diye çekinirdik ama burada bu bir sosyal dayanışma biçimine dönüşmüş durumda. insanın içini ısıtan, toplumsal güveni tazeleyen çok basit ama çok etkili bir hareket gerçekten.
yolunda olcu17 Eyl 2026 01:23