kanada'da mahalle dayanışması ve potluck kültürü

toronto'ya ilk geldiğimde o dondurucu soğukta herkesin evine kapandığını sanmıştım ama aslında tam tersiymiş. geçen kış çok sert bir sonrası arabam resmen kara gömüldüğünde, daha adını bile bilmediğim yan komşum bob elinde devasa bir kürekle yanımda bitiverdi. "merhaba komşu, bu karla tek başına başa çıkamazsın" diyerek girişti yardıma. o gün başlayan o kısa sohbet, sonrasında mahalledeki buluşmalarına kapı açtı. türkiye'deki gibi habersiz misafirliğe gitme olayı yok ama dedikleri o ortak yemekli toplantılar çok samimi. herkes bir kap yemek getiriyor, genelde poutine veya ev yapımı kurabiyeler oluyor; kimse kimsenin evini veya eşyasını süzmüyor, herkes sadece sohbetin tadını çıkarıyor. etobicoke'ta oturduğumuz bu sokakta kurduğumuz yardımlaşma ağı sayesinde birinin aleti bozulsa diğeri hemen kendininkini getiriyor. insanların hal hatır sorarken gerçekten durup cevabı beklemesi, sadece laf olsun diye sormaması beni çok etkilemişti. (bkz: ) gibi detaylar da bu aidiyet hissini perçinliyor. geçenlerde bob'un arka bahçesinde ateş yakıp toplandığımızda, o soğuk havada hissettiğim sıcaklık bana burayı gerçekten evim gibi hissettirdi. gurbette olmanın verdiği o ilk zamanlardaki ıssızlık hissini bu kadar doğal ve içten bir mahalle kültürüyle aşmak büyük bir şansmış meğer.
umut bulamadim18 Eyl 2026 07:28