hollanda'da mahalle kültürü ve gezelliglik
hollanda'ya ilk taşındığımda 'bu insanlar çok mesafeli, asla gerçek arkadaşlık kuramayız' diye düşünmüştüm ama utrecht'teki mahallemde yaşadığım o ilk deneyimi tüm ön yargılarımı kırdı. bizim sokakta herkesin dahil olduğu bir whatsapp grubu var, başta sadece paket teslimatları veya kayıp kediler için kullanılır sanmıştım ama olay çok başkaymış. geçen yaz güneşin yüzünü gösterdiği bir cuma akşamı, yan komşum jan kapımı çalıp 'arka bahçede bir şeyler içiyoruz, sarmalarınla gelmek ister misin?' dedi. daha önce bir kere laf arasında sarmadan bahsetmiştim, unutmamış. gittim ki ne göreyim; sokağın yarısı orada. her yaştan, her milletten insan masaları birleştirmiş. kimisi evde yaptığı elmalı tartı getirmiş, kimisi içecekleri üstlenmiş. harcanan ufak tefek masraflar için de hemen (bkz: ) devreye girdi, kimse hesap kitap peşinde koşup geceyi zehir etmedi. o akşam saatlerce bisiklet rotalarından, yerel peynircilerden ve kızartmanın sırlarından konuştuk. o meşhur hollandalı doğrudanlığı, bir kez samimiyet kurulunca yerini inanılmaz koruyucu ve destekleyici bir tavra bırakıyor. bir keresinde tatile gittiğimde anahtarımı hiç çekinmeden karşı komşuya bıraktım, döndüğümde çiçeklerim sulanmış, buzdolabına da 'yorgun gelirsiniz' diye iki tane yerel bira ve peynir bırakmışlardı. gurbette yaşarken insanın en çok aradığı o 'mahalleli olma' hissini burada, hiç beklemediğim bir anda bulmak beni inanılmaz mutlu etti. bazen sokağın köşesindeki kanala karşı otururken kendimi gerçekten evimde hissediyorum. bu aidiyet duygusu, vize veya oturum kartından çok daha değerliymiş.
tilki rockcisi8 Eki 2026 11:13